Melekler şehri Puebla

Acapulco’dan mola olmaksızın yedi saat süren bir otobüs yolculuğundan sonra Puebla’ya ulaştım. Terminalde güvenli taksi için uzun bir kuyruk vardı. Kuyrukta beklerken New York’ta yaşayan Meksikalı bir öğretmen ile ayaküstü sohbet ettik. Derken sıra bana geldi ve iyi İngilizce konuşan kibar bir taksici ile sohbet ede ede şehir merkezine geldik. Üç katlı taş bir binaydı…

Dünyanın en tehlikeli 10 kentinden biri: Acapulco

Meksika’da başkent Meksiko, antik kent Teotihuacan ve Pasifik Okyanusu kenarındaki sevimli Zihuatanejo’dan sonraki durağım Acapulco olacak. Her şey Zihua’da huzurlu geçen bir iki günden sonra Adriana’ya Puebla’dan gelen sürpriz bir telefonla değişmişti. Annesinin aniden rahatsızlanması haberi üzerine, Puebla’ya doğru yola çıktık. Ben ise yol üzerinde Acapulco’da üç dört gün geçirip, hem kafa dinleyecektim hem de…

Pasifik Okyanusu kıyılarına doğru: Zihuatanejo

Ünlü antik kent Teotihuacan’ı ziyaret ettikten sonra tekrar başkent Meksiko’ya döndük. Bir sonraki durağımız Adriana’nın yaşadığı Pasifik Okyanusu kıyısındaki küçük ve sevimli kent Zihuatanejo. Temiz ve sakin otogardan otobüsümüze biniyoruz. Buraya özgü bir uygulama ile yiyecek içecekleri otobüse binmeden alıyoruz. Müthiş rahat, inanılmaz geniş koltukları ve ayak uzatma aparatı olan, temiz bir tuvaleti ve şoför…

Teotihuacan: Aztek piramitlerine seyahat…

Florida’da geçen sevimsiz iki buçuk aydan sonra, Meksika bana ilaç gibi gelmişti adeta. Yeniden enerji dolu hissediyordum kendimi. Tıpkı Türkiye’deki gibi… Başkent Meksiko’dan ayrılmadan önce ünlü antik kent Teotihuacan’ı ziyaret etmeye karar verdik ve Adriana ile birlikte piramitlere doğru kentin kuzey otogarından (Del Norte) bindiğimiz bir otobüsle yola çıktık. Yol boyunca merakla dışarıyı izlemeye başladım….

Trilye’de 12 saat

Trileye’yi biz Ankaralılar bir balıkçı restoranı olarak biliriz. İtiraf etmek gerekirse, Bursa’da böyle bir yerin olduğundan bihaberdim ben. Bir iş gezisi sebebiyle tesadüfen keşfettik. Eski Türkiye’de (!) şirin ilçeler vardı. Mudanya, Gemlik, Urla, Datça vs. Şimdi ise o şirin ilçeler, ‘dini bütünler’ tarafından, Beton Tanrı’sına (!) kurban edildiği için artık ‘şirin kasabalar ve köyler’ var…

Meksiko: İstanbul çarpı iki!

Yerleşme planlarıyla gittiğim, iki ay geçmeden bu planımdan vazgeçtiğim, son dönemleri adeta ızdırap olan Florida maceram ‘nihayet’ son buluyordu. Bir an önce kendimi Latin Amerika’ya atma heyecanı içindeydim. Meksikalı mektup arkadaşımın Detroit’te okuyan oğlunun başkent Meksiko’daki evin anahtarları kargoyla Miami’ye ulaştı, bilet alındı, küçük bir bavul hazırlandı. Derken, 2 Şubat günü akşam saatlerinde Miami’den Monterrey…

Orta Amerika’daki Anadolu: Meksika

Meksika ile başlayacağım Orta Amerika seyahatim öncesi; Florida’da geçirdiğim 2,5 ayda Miami, Orlando ve Key West’i gördüm. Miami’deki Little Havana, Orlanda’da şehir merkezi ve Key West’teki Ernest Hemingway müze evi en çok aklımda kalan ve bende iz bırakan yerler oldu. Bunun dışında kendimi sürekli ‘Truman Show’ filmindeki ana karakter gibi hissettim! Ölesiye sıkıcı, ölesiye sakin……

Odessa: A city can make you a poet

The first time, I visited Odessa for a week in July, 2013. I really enjoyed this fabulous city during the period of my short visit. Odessa is a very cosmopolitan, multi-cultural and multi-lingual city which reserves a ‘Mediterranean soul’ inside as well. Also, the city contains a ‘female soul’ and maybe that’s why they call…

Odessa: İnsanı şair edebilecek kent!

Sizlere bir hafta kaldığım Odessa’dan aklımda kalanları ve objektifime takılanları sizinle paylaşmak istiyorum. Odessa her şeyden önce çok kozmopolit, çok kültürlü, çok dilli bir kent. Bir Karadeniz şehrinden çok Akdenizli havası var bazı bölümlerinde. Ancak, sakinlerinin ‘Odessa Mama’ / ‘Odessa Anne’ olarak adlandırdığı bu feminen kent, sonuçta mimarisi ve yaşam kültürü ile gerçek bir Doğu…