Teotihuacan: Aztek piramitlerine seyahat…

Florida’da geçen sevimsiz iki buçuk aydan sonra, Meksika bana ilaç gibi gelmişti adeta. Yeniden enerji dolu hissediyordum kendimi. Tıpkı Türkiye’deki gibi…

Başkent Meksiko’dan ayrılmadan önce ünlü antik kent Teotihuacan’ı ziyaret etmeye karar verdik ve Adriana ile birlikte piramitlere doğru kentin kuzey otogarından (Del Norte) bindiğimiz bir otobüsle yola çıktık.

IMG_2321

Yol boyunca merakla dışarıyı izlemeye başladım. Şehrin bu taraflarını hiç görmemiştim. Yoksulluk bu kenar mahallelerde daha net gözlemleniyor diyebilirim. Çarpık kentleşme, sıvasız bir iki katlı binalar, bakımsız parklar, eski arabalar… Tıpkı Brezilya’daki gecekondu semtleri Favela’lar gibi! Yola çıkalı daha on dakika olmamıştı ki, bir viyadükte polis kontrolüne girdik. Orta yaşlı bir polis, elinde küçük bir kamera ile tek tek tüm yolcuların yüzlerini yakın plan çekti ve hızla otobüsten indi. Rutin bir uygulamaymış ama bana ve diğer turistlere tuhaf geldi doğal olarak.

Eşsiz antik kent Teotihuacan

Yaklaşık bir saatlik yolculuktan sonra ünlü antik kente vardık. Otobüsten antik kentin girişine doğru yürürken ünlü Meksika kaktüsleri ve renkli çiçekler bizi karşıladı. Tıpkı çocukken televizyonda izlediğimiz Western filmlerindeki gibi boyu iki üç metreyi aşan kaktüslerdi bunlar.

IMG_0589

Antik kente girişte Meksika vatandaşlarından ücret alınmıyor, yalnızca turistler bilet almak zorunda. Güzel bir uygulama. Benzer bir durum bizim ülkemizde de olsa fena olmaz. Adriana bir rehber eşliğinde bu devasa kenti gezmemizi öneriyor ama ben açıkçası aynı fikirde değilim. Bir gece önceden Wikipedia’dan gerekli bilgileri okumuş olmanın da rahatlığı var üstümde. Sürekli konuşan bir rehber ile de dolaşmak istemedim biraz da…Ayrıca, mutlaka ziyaret edilmesi gereken Teotihuacan Müzesi’nde hem birçok bilgiye ulaşabilirsiniz hem de sergilenen eserleri görebilirsiniz.

IMG_2369

Kristof Kolomb öncesi dönemde Kuzey Amerika’nın en büyük ve önemli kenti Teotihuacan. O dönemin Paris’i ya da İstanbul’u diyebiliriz. 20. yüzyıldaki arkeolojik bulgular, Meksika’da Aztek kültüründen önce Toltekler gibi Aztekler’den daha ileri kültürlerin var olduğunu ortaya koymuştur ki büyük bir olasılıkla Teotihuacan’ın kurucuları da bu Aztek öncesi ileri kültürlerden biridir. Kente “Teotihuacan” adı kenti terkedilmiş haliyle bulan Aztekler tarafından verilmiş olup, Nahuatl dilinde “insanların ilahlar haline geldikleri yer” anlamına gelmektedir.

Modern anlamda bir şehir planlaması için ne yapılması gerekiyorsa, yüzyıllar öncesinden bunlar Teotihuacan’da düşünülmüş ve gerçekleştirilmiş. Geniş bulvarlar, onları kesen simetrik geniş caddeler, büyük meydanlar, tapınaklar, yönetim binaları, kütüphaneler, gözlemevleri, eğitim kurumları…

 

Hepsi de inanılmaz etkileyici. İlk gittiğimiz tapınaktaki mimari detaylar büyülüyor. İleri düzey matematik bilgisi sonucu tasarlanmış ve uygulanmış bu küçük piramidin merdivenlerinin başındaki yılan başı motifleri muazzam güzellikte. Bazıları yağmur sularını tahliye etmek için planlanmış…

 

IMG_0729
Güneş Piramidi

Yaklaşık 2.500 yıl önce 150-200.000 kişilik bir nüfusu barındırdığı sanılan kentin ana caddesi Aztekler’in verdiği adla “ölüler yolu” denilen, Güneş Piramidi, Ay Piramidi ve Quetzalcoatl Tapınağı ve ikinci derecede öneme sahip tapınak ve saraylar ile çevrelenen 1,5 km uzunluğundaki yoldur. Güney ucunda Ay Piramidi yer alan bu ana yol kuzey-güney eksenini izler. Kent sokakları Milet ve Priene’deki gibi, ızgara sistemine göre düzenlenmiştir. Güneş Piramidi, Cholula Büyük Piramidi’nden sonra Amerika kıtasındaki ikinci büyük piramidi olup, 65 m. yüksekliğiyle dünyada bilinen piramitler içinde üçüncü yüksek piramit olarak kabul edilir.

IMG_3419

Güneş Piramidi’nin zirvesinde

Öğle sıcağı kendini iyiden iyiye hissettirmeye başlıyor. Antik kentin dört bir yanı seyyar satıcılar ile dolu. Küçük tezgahlarında turistlere bir şeyler satma telaşında hepsi. Ancak satış yöntemleri sizi rahatsız edecek boyutta değil. Sakince müşteri bekliyorlar.

Batı Avrupalı, Amerikalı, Kanadalı ve Rus turistler çoğunlukta. Zorlu bir tırmanış sonrası Güneş Piramidi’ne tırmanıyoruz. Buraya çıkmak için de inmek de beklemek zorundasınız zira o kadar çok turist var ki… Her şeye rağmen zirvede sizi bekleyen manzara tüm yorgunluğunuzu unutturuyor. Kelimelerle anlatması zor gerçekten…

IMG_3420

Güneş Piramidi’nin tepesinden görünen manzara sizi soluksuz bırakabilir.

 

Adım adım aya doğru

Benim gözüm ise zirveden daha net görünen Ay Piramidi’nde…

Adımın Ayberk olması da bunda etken tabi.

IMG_0707
Önde Adriana, arkada Ay Piramidi

Kızılderili mitolojisinde de Ay’a özel önem atfedilmesi de hep ilgimi çekmiştir. Türk Kızılayı’nda çalışırken Amerikan Kızılhaçı’nın davetlisi olarak gittiğimiz Washington’da ziyaret ettiğim Amerikan Kızılderili Ulusal Müzesi’nde (National Museum of the American Indian) en çok ay totemi desenli figürler dikkatimi çekmişti.

ABD Fotolar 141006 060
Amerikan Kızılderilileri Ulusal Müzesi / Washington 2006

Turistlerin çoğu Güneş Piramidi’ne çıktıktan sonra Ay Piramidi’ne tırmanmıyor. Hem heveslerini aldıkları hem de yoruldukları için olsa gerek. Ay piramidine tırmandığımda benimle birlikte sadece 3 kişi vardı. Bir tanesi şemsiyesi, tütsüleri ile meditasyon hazırlığındaydı. Sonra bir çift daha geldi, fotoğraflarını çekmemi istediler, çektim. Sonra da onlar benim şu ana kadar en güzel fotoğraflarımdan birini çektiler. Üzerimde siyah-beyaz “Gündoğdu” tişörtü ile Ay Piramidi üstünde ben ve arkamda müthiş Teotihuacan manzarası…

IMG_0703
Ay Piramidi’nde meditasyon

Şimdiye kadar çektirdiğim en güzel seyahat fotoğrafı bu oldu her halde. Daha da önemlisi dünyada kendimi en huzurlu hissettiğim yer de burasıydı sanırım. Uzunca bir süre sessizliğin, dinginliğin ve manzaranın tadını çıkarttım.

Her şeye rağmen hayat güzel diye düşündüm.

La vita bella!

IMG_0645
Ayberk, Ay Piramidi’nde…

 

 

(Şubat 2016)

 

Yorum bırakın