Odessa: İnsanı şair edebilecek kent!

Sizlere bir hafta kaldığım Odessa’dan aklımda kalanları ve objektifime takılanları sizinle paylaşmak istiyorum.

Odessa her şeyden önce çok kozmopolit, çok kültürlü, çok dilli bir kent. Bir Karadeniz şehrinden çok Akdenizli havası var bazı bölümlerinde. Ancak, sakinlerinin ‘Odessa Mama’ / ‘Odessa Anne’ olarak adlandırdığı bu feminen kent, sonuçta mimarisi ve yaşam kültürü ile gerçek bir Doğu Avrupa kenti.

 

Yaz tatilini geçirmek için bir turist olarak geldiğim bu kenti gerçekten çok sevdim. İnsanları da güleryüzlü, sıcakkanlı ve yardımsever. Kentin binaları, heykelleri, parkları, plajları, caddeleri, opera binası, kafeleri, restoranları, kulüpleri, köprüleri, tramvayları da beni etkileyen diğer yönleri oldu.

Kentin merkezindeki en işlek cadde olan Deribasovskaya bana İstanbul’un İstiklal Caddesi’ni ya da Ankara’nı Tunalı Hilmi Caddesi’ni anımsattı. Sevimli kafeler, güzel restoranlar, kitapçılar, sanat galerileri ve butikler ile cıvıl cıvıl bir cadde. City Garden, Bellini Lounge, Compot (Harika bir pastane) and Lviv Handmade Chocolate size önerebileceğim kafeler. Restoran olarak ise Opera’ya çıkan bir sokakta yer alan Maman’ı tavsiye ederim. Fiyatlar Türkiye’ye göre oldukça makul seviyelerde. Biz iki porsiyon balık, bir şişe Portekiz şarabı ve sonrasında iki tabak dondurmalı tatlı için toplam 110 TL ödedik.

Deribasovskaya üzerindeki Şehir Parkı (City Garden) ortasında küçük bir havuz bulunan, yemyeşil, sakin ve huzurlu bir park. Burada banklarda genellikle şapkaları, makyajları, en şık kıyafetleri ile sevimli babuşkaları / nineleri görmek mümkün. Caddenin ortasındaki bankta ise ise Sergey Utochkin’in hekyeli ile yer alıyor. Anı fotoğrafı çektirmek için ideal bir nokta.

Cadde üzerinde faytonla gezinti yapma imkanı da var. Ayrıca, çocuklar için middilliye binme imkanı da sunuyorlar. Sağ taraftaki mini lunaparkın ışıkları ve müzikleri, atların nal sesleri ve çocukların cıvıltısı caddeyi daha da şenlikli bir hale getiriyor.

Caddeden aşağı doğru inip sola dönünce opera binası sizi tüm heybetiyle selamlayacak. Odessa üzerine bir yazı kaleme alırken, opera binasından söz etmemek olmaz. Kiev ve Minsk’te de operaya gittim ancak beni en çok etkileyen Odessa Opera Binası oldu. Konumu, özgün iç ve dış mimarisi ve harika bahçesi ile övgüyü hak ediyor.

Opera binasından deniz tarafına doğru 5-6 dakika yürüdüğünüz zaman İstanbul Parkı ve ünlü Potemkin Merdivenleri ile karşılaşacaksınız. Kentin en turistik noklatarından biri burası. Birçok kişi daha önce duymamış olabilir ancak dünya sinema tarihi açısından burası çok önemli bir yer. Ünlü Rus yönetmen Sergei Eisenstein’in 1925 yapımı filmi Potemkin Zırhlısı’nda buradan da görüntüler yer alıyor. Bu film birçok sinema eleştirmenine göre, sinema tarihinin en önemli filmleri arasında yer alıyor. Yüzlerce basamaktan oluşan bu büyük merdiveni görmemek ve fotoğraf çektirmemek olmaz elbette.

IMG_2773

Potemkin Merdivenleri’ni karşınıza alıp, sola doğru yürüdüğünüzde ise, geniş bir bahçe içinde tarihi bir bina hemen dikkatinizi çekecek. Limana yakın bir bölgedeki bu bina eski gümrük binası ve binanın duvarında Osmanlı döneminden kalma bir kitabe yer alıyor.

Biraz ileride ise üzerinde genç aşıkların ölümsüz aşklarını sembolize eden birçok kilidin yer aldığı demir bir köprüden geçerek, oldukça sakin ve şirin bir parka ulaşıp, soluklanabilirsiniz. Minik bir köprü ve ortasında bir kadın heykelinin yer aldığı küçük bir çeşme size huzur verecek.

Odessa’nın merkezinde her köşe başında bir sanat eseri ile karşılaşmak mümkün. Gerek binalarda gerekse meydanlarda mutlaka birbirinden etkileyici heykeller göreceksiniz. Merkezde ana caddelerden birinde elinde bastonu ve başında bariton şapkası ile Puşkin ile rastlaşmak ve onunla selamlaşmak bizim için hoş bir sürpriz oldu gerçekten…

Mimari açıdan kentin en gösterişli binaları bana göre Bristol Hotel ve opera binası yakınlarındaki Mozart Hotel. Özellikle Bristol Hotel, gösterişli yapısı ile dikkat çekiyor. Bir de perspektiften dolayı oluşan göz yanılgısı nedeniyle, ince tek duvar / dış cephe gibi görünen bir bina var. Bakalım gezerken karşılaşacak mısınız siz de?

Her gittiğim kentte genellikle semt pazarlarına uğramaya çalışırım. Hem uygun fiyata taze meyve bulmak hem de o kentin insanlarını daha iyi tanımak için ideal yerlerdir pazarlar. Ülkenin ekonomik durumu hakkında da size daha iyi fikir verir. Ayrıca, renkli görüntüler size iyi fotoğraflar çekme imkanı da sunar.

Taksiler çok ucuz ama siz yine de nostaljik tramvaylara binmeyi ihmal etmeyin. Taksilerin dışında bir seçenek daha var. Yoldan geçen her hangi bir arabaya ‘el etmek’ ve gideceğiniz yeri söylemek. İlginç gelebilir ama birçoğu bu duruma alışkın ve sizi taksi ücretinin yarısına istediğiniz yere bırakıyorlar. Yine o kentin insanları ile tanışmak için bir başka fırsat. Siz yine de gece geç saatlerde ya da şehir merkezi dışında bu yöntemi pek tercih etmeyin derim.

Deniz kenarında otellerin, casino ve beach-club’ları ile gece kulüplerinin yer aldığı turistik bölge olan Arcadia’ya şehir merkezinden taksi ile 15-20 dakika içinde ulaşmak mümkün. Yaz aylarında tıka basa dolu olan İbiza Beach Club ve Itaka Club buranın en gözde eğlence mekanları. Şehir merkezinde yine opera yakınlarındaki Central Bar, canlı müziği ve elit müşteri profili ile öne plana çıkıyor.

 

Gösterişli ve lüks beach club’ların dışında halk plajlarını da görmeyi ihmal etmeyin. Tramvay ile ulaşabileceğiniz güzel halk plajları da sizleri bekliyor. Geniş kumsallarda sakinliğin ve huzurun tadını çıkartabilirsiniz.

Konaklama için pek çok seçenek var. Otel ya da apart tercih edebileceğiniz gibi, ev de kiralayabilirsiniz. Ben City Garden’a üç dakika yürüme mesafesinde yer alan Pastore Caddesi üzerindeki Apart Hotel Kostandi’yi tercih ettim. Geniş süit odalarında mutfak ve büyük bir banyo yer alıyor. Oldukça temiz bir otel. Çalışanlar güler yüzlü ve yardımsever. Kahvaltıyı hemen yan binadaki kafede yapabiliyorsunuz. Tek sorun binanın en üst katındaki bu otelin ön cephede her hangi bir tabelası yok. Girişi bulmak biraz zamanızı alabilir. Özel bir şifre ile büyük demir kapıyı açmanız gerekiyor.

IMG_3590

Fotoğraflar size Odessa hakkında biraz daha ipucu verecektir. İstanbul’dan yaklaşık bir saatlik bir uçuş sonrası bu güzel kenti siz de keşfedebilirsiniz.

IMG_2717

(Temmuz 2013)

 

Yorum bırakın